Korona Günleri: Güvenli Liman

Bu aralar mutlu çocukluk anılarıma sık dönüyorum. Bilinçli değil, rastgele aklıma geliyorlar. Oralarda huzur bulup, ana geri dönüyorum. Şu an ve güvenli anılarım arasında hafif hafif salınıyor, gidip geliyor gibiyim. Kaygımı böyle tutabiliyorum.

Travmayla çalışan terapi yaklaşımlarında bunun bir yeri var. Anılar ve şu an arasında bir gidip gelme, salınma hali. İç kaynaklarımız çoğu zor durumda bunu kendiliğinden yaptırıyor bize. İlk defa yüzecekseniz, derin denize ortadan atlamakla, kıyıdan yürüye yürüye, ayak yere değerek girmek arasında bir fark vardır. Bir şeyler sizi önce kıyıdan girmeye çeker. Kaygılanınca ayağınızı yere koyacağınızı, orada tekrar bırakabileceğinizi bildiğiniz yerde olmak istersiniz. Ayağınızı yere bir değdirir, bir kaldırırsınız. Anılar ve an arasında gidip gelmek de buna benzer.

Ebeveynseniz ya da bir çocuk ile yakın bir ilişkisiniz varsa, o çocuğun ömrü boyunca dönüp sığınacağı limanı ona verme şansınız var. O limanı kurun, koruyun, içini doldurun. Sesinizin tonu, bakışınız, dokunuşunuz, güzel sözünüz – hepsiyle doldurun. Buraya demir atın. Hayatın zorlukları onu sarstığında, çocuğun sığınağı burası olacak. Ayağını buraya değdirecek.

Şansınız varken, gerektiğinde dönüp huzur bulacağı limanı ona verin, limanına dönebileceği demiri atın.

İnsan, üstünden yıllar da geçse, yine oraya dönüyor.

Fotoğraf Göcek’ten.

YAZAR

Pelin Kılıç Ulutaşlı, M.A.

Pelin Ulutaşlı, M.A. Uzman Psikolog & Psikoterapist