Korona Günleri: Sürekli Kaygılı Hissetmenin Etkileri

Sabahları kaygıyla uyanmak, kaygıdan uyuyamamak, günün büyük kısmında stresli olmak nasıl bir hal, korona günlerinden sonra artık çoğumuz daha iyi biliyoruzdur.

İyileşmemiş geçmiş travmaları ya da süregelen travmaları olan insanların sinir sisteminin çoğunlukla alarmda, tetikte olma hali nasıldır, en azından bir kısmını yaşayarak öğreniyoruz. Bu haldeyken insanın en ufak uyarandan tetiklenebilecek kadar hassas olduğunu fark ediyoruz. Oturup dinlenebilmenin, rahat rahat uyuyabilmenin bile belli bir miktar “bırakabilme” sayesinde olduğunu görüyoruz. Bırakamadığımızda yatıp dinlenmenin bile zor olduğunu anlıyoruz. Bu haldeyken öğütlerin-derslerin-gerekliliklerin nasıl da dışımızda kaldığını, içimize işleyemeden akıp gittiğini görüyoruz. Sinir sistemi kronik alarm halindeyken, insanın sandığı kadar üretken, yaratıcı, algıları açık olamadığını görüyoruz.

Yeterince ilginin, sevginin, huzurun olmadığı, her an tetikte olması gereken bir evde, kaygıyla büyüyen çocuğun dikkati neden dağınıktır, neden öğrenme sorunları yaşar, neden sorumluluk alamaz, neden ekran bağımlısı olur, dışardan bakınca anlamsız görünen anlarda öfke patlamaları neden yaşar, neden patlama anlarında öğüt veya komut almaz/duymaz, bugünlerden sonra belki biraz daha iyi anlarız..

YAZAR

Pelin Kılıç Ulutaşlı, M.A.

Pelin Ulutaşlı, M.A. Uzman Psikolog & Psikoterapist